Ev Sahibim Beni Çıkarmak İstiyor: Kiracının Hakları ve Tahliye Süreci
"Ev sahibim aradı, üç ay içinde çıkmamı istiyor." Kira hukukunda tahliye sebepleri sınırlıdır. Bu rehber; ev sahibinin başvurabileceği yasal yolları, süreleri, tahliye sürecini ve kiracının savunma imkânlarını ayrıntılı biçimde ele alır.
Gayrimenkul / Kira Hukuku

"Ev sahibim aradı, üç ay içinde çıkmamı istiyor."
Kira hukuku alanında en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Telefonun ucundaki kişi genellikle iki şeyden birine inanmış oluyor: ya ev sahibinin mülkü üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisi olduğuna ve söylenen tarihte evi boşaltmak zorunda olduğuna, ya da tam tersine hiçbir koşulda çıkarılamayacağına.
Gerçek, ikisinin de ortasında. Türk Borçlar Kanunu, konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracıyı korumayı esas alan bir sistem kurmuştur — ancak bu koruma mutlak değildir. Kanun, ev sahibinin hangi hâllerde tahliye isteyebileceğini tek tek saymış; bu listenin dışında kalan hiçbir gerekçeyle tahliye talep edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Bu yazıda, ev sahibinizin sizi çıkarabileceği yasal sebepleri, izlenmesi gereken usulü, sürelerin nasıl işlediğini ve kiracı olarak elinizde bulunan savunma imkânlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Temel Kural: Tahliye Sebepleri Sınırlı Sayıdadır
Kira hukukunda kiracıyı koruyan en güçlü ilke, tahliye sebeplerinin sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesine tabi olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 350 ilâ 356. maddeleri arasında düzenlenen bu sebepler dışında kalan hiçbir gerekçe, tahliye davasına dayanak yapılamaz.
Uygulamada sıkça karşılaştığımız ve hukuken geçersiz olan tahliye gerekçelerine örnek verelim:
"Evi daha yüksek bedelle kiraya vermek istiyorum."
"Kirayı %60 artıralım, kabul etmezsen çıkarsın."
"Sözleşmenin süresi doldu, artık kiracım değilsin."
"Evi satacağım, boş olması lazım."
"Komşularla geçinemiyorsun, seni istemiyorum."
Bu ifadelerin hiçbiri tek başına tahliye hakkı doğurmaz. Kira bedelini artırma isteği, tahliye sebebi değildir; kanuni sınırın üzerinde artış talebini reddetmeniz de size karşı kullanılabilecek bir gerekçe oluşturmaz.
Bir diğer kritik nokta ise Türk Borçlar Kanunu'nun 354. maddesidir: dava yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez. Yani kira sözleşmenize "ev sahibi dilediği zaman tahliye isteyebilir" veya "kiracı iki ay önce haber verilirse evi boşaltmayı kabul eder" şeklinde bir madde konulmuş olsa dahi, bu hüküm geçersizdir.
Sözleşme Süresinin Dolması Tahliye Sebebi Değildir
Kiracıların en yaygın yanılgısı burada başlıyor. Bir yıllık kira sözleşmesi imzaladınız ve yıl doldu. Ev sahibiniz "sözleşme bitti" diyor.
Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi bu konuda açıktır: Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmazsa, sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Kiraya veren ise sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.
Bu, tek taraflı bir imkândır: kiracı bildirimle çıkabilir, ev sahibi ise sadece süre dolduğu için çıkaramaz.
On Yıllık Uzama Süresi
Bu kuralın tek istisnası, uzama sürelerinin toplamının on yılı bulmasıdır. Uzama süresi on yılı doldurduktan sonra kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla, hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
Burada sıkça karışan bir ayrıntı var: on yıl, kira ilişkisinin başladığı tarihten değil, ilk sözleşme süresinin bitiminden sonra başlayan uzama dönemlerinden hesaplanır. Bir yıllık bir sözleşmede on yıllık uzama süresi, kira ilişkisinin on birinci yılının sonunda dolar. Ev sahibi bildirimi bu tarihten en az üç ay önce yapmalıdır; süreyi kaçırırsa hakkını bir yıl sonraya bırakmış olur.
Ev Sahibinin Dava Yoluyla Tahliye İsteyebileceği Hâller
1. Gereksinim (İhtiyaç) Nedeniyle Tahliye — TBK m. 350/1
Kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da iş yeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa tahliye davası açabilir.
Kiracı açısından bu davanın kritik noktası, ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerektiğidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı bu üç unsuru birlikte arar ve ispat yükü tamamen davacıdadır. Aynı binada boş dairesi bulunan, kısa süre önce başka bir taşınmazı kiraya vermiş ya da tahliye ettirdiği daireyi kendisi kullanmayacağı anlaşılan malikin ihtiyaç iddiası samimi kabul edilmez.
Süre: Belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açılır.
2. Yeniden İnşa veya Esaslı Onarım — TBK m. 350/2
Taşınmazın yeniden inşası ya da imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi veya değiştirilmesi gerekiyorsa ve bu işler sırasında taşınmazın kullanımı imkânsızsa tahliye istenebilir.
Buradaki eşik yüksektir. Boya, badana, mutfak dolabı yenileme gibi işler bu kapsamda değildir; kiracının oturmaya devam etmesini fiilen imkânsız kılan kapsamlı bir tadilat söz konusu olmalıdır. Ev sahibinin onaylı proje, ruhsat gibi belgelerle bu iddiasını somutlaştırması beklenir.
3. Yeni Malikin Gereksinimi — TBK m. 351
Kiralananı sonradan satın alan kişi, kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut ya da iş yeri ihtiyacı varsa tahliye isteyebilir. Ancak burada iki alternatif yol ve katı süreler vardır:
Birinci yol: Yeni malik, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, edinme tarihinden başlayarak altı ay sonra dava açabilir.
İkinci yol: Bu bildirimi yapmamışsa, mevcut sözleşmenin süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açabilir.
Kiracı olarak bilmeniz gereken en önemli şey şudur: evin satılması, tek başına tahliye sebebi değildir. Kira sözleşmesi yeni malikle devam eder. Yeni malik ancak yukarıdaki usule uyarak ve gerçek bir ihtiyacı ispatlayarak tahliye isteyebilir.
4. Tahliye Taahhütnamesi — TBK m. 352/1
Uygulamada en hızlı sonuç veren ve kiracılar açısından en riskli belge budur. Kiracının, kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmesi hâlinde ev sahibi, o tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi başlatabilir veya dava açabilir.
Geçerlilik şartları şunlardır:
Yazılı olmalıdır. Sözlü taahhüdün hiçbir hükmü yoktur. Noterde düzenlenmesi zorunlu değildir, ancak ispat kolaylığı sağlar.
Kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmalıdır. Sözleşme imzalanırken, henüz anahtar teslim edilmeden alınan taahhütname kiracının özgür iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersizdir.
Bizzat kiracı tarafından imzalanmalıdır. Kiracının eşi, çocuğu veya birlikte yaşadığı kişinin imzası yeterli değildir.
Tahliye tarihi açık ve kesin olmalıdır. "İnşaat bitince", "ihtiyaç olunca" gibi belirsiz ifadeler taahhüdü sakatlar.
Boş tarihli taahhütname sorunu: Sözleşme kurulurken tarihleri boş bırakılmış taahhütname imzalatılması yaygın bir uygulamadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik yaklaşımına göre, tarihlerin sonradan doldurulmuş olması tek başına belgeyi geçersiz kılmaz; belgenin teslimden önce ve anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu kiracının yazılı delille ispat etmesi gerekir. Bu, uygulamada aşılması zor bir ispat yüküdür.
Kiracı açısından bir savunma imkânı da aile konutu itirazıdır. Konut fiilen aile konutu olarak kullanılıyorsa, tapuda şerh bulunmasa dahi diğer eşin açık rızası olmadan verilen taahhüdün geçersizliği ileri sürülebilir.
5. İki Haklı İhtar — TBK m. 352/2
Kiracı, bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödemediği için kendisine iki kez yazılı haklı ihtar çekilmesine sebep olmuşsa, kiraya veren o kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.
Kiracı açısından savunma noktaları şunlardır: ihtarların ayrı ayrı ve farklı aylara ilişkin olması, usulüne uygun tebliğ edilmiş olması ve haklı olması gerekir. Ödeme yapılmış bir ay için çekilen ihtar haklı sayılmaz. Bu nedenle kira ödemelerinin banka kanalıyla ve açıklama kısmına ilgili ay yazılarak yapılması, kiracının en güçlü delilidir.
6. Kiracının Aynı Yerde Konutu Bulunması — TBK m. 352/3
Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin, aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu varsa ve kiraya veren bunu sözleşme kurulurken bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.
Kiracının Yükümlülüklerini İhlalinden Doğan Fesih Hâlleri
Yukarıdaki sebeplerin yanında, kiracının borçlarını ihlal etmesi hâlinde devreye giren iki ayrı düzenleme vardır.
Kira bedelinin ödenmemesi (TBK m. 315): Kiracı muaccel hâle gelmiş kira bedelini veya yan gideri ödemezse, kiraya veren yazılı olarak süre verip bu sürede ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında bu süre en az otuz gündür ve süre, yazılı bildirimin kiracıya ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sözleşmeye aykırı kullanım (TBK m. 316): Kiracının kiralananı özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcuna aykırı davranması hâlinde, kiraya veren en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini ister. Kiracının kasten ağır zarar vermesi, süre verilmesinin yararsız olacağının anlaşılması veya aykırılığın çekilmez hâle gelmesi durumunda sözleşme yazılı bildirimle derhâl feshedilebilir.
Tahliye Süreci Adım Adım
Adım 1: İhtarname
Sebebe göre değişmekle birlikte, çoğu tahliye yolunda ev sahibinin önce noter aracılığıyla yazılı ihtarname göndermesi gerekir. Bu ihtarnamenin içeriği, verilen süre ve tebliğ usulü sürecin geçerliliğini doğrudan etkiler.
Kiracı olarak size bir ihtarname geldiğinde yapmanız gerekenler: tebliğ tarihini mutlaka kaydedin, zarfı ve içeriği saklayın, sürelerin bu tarihten itibaren işlemeye başladığını unutmayın. Bir ihtarnameyi almamak veya tebligattan kaçınmak süreyi durdurmaz.
Adım 2: Zorunlu Arabuluculuk
7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Tahliye davası, kira bedelinin tespiti, kira alacağı ve uyarlama talepleri bu kapsamdadır.
Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süreleri durur, hak düşürücü süreler işlemez.
Önemli istisna: İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliye takipleri ve bu takiplere itiraz üzerine icra mahkemesinde görülecek itirazın kaldırılması talepleri arabuluculuk kapsamı dışındadır.
Kiracı olarak arabuluculuk toplantısına katılmanız yararınızadır. Bu aşamada tahliye tarihi, taşınma masrafları veya kira alacağının yapılandırılması gibi konularda dava sürecine göre çok daha esnek çözümler üretilebilir.
Adım 3: Dava
Tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Kiracı olarak bu aşamada sunacağınız deliller belirleyicidir: kira sözleşmesi, banka ödeme dekontları, ev sahibiyle yapılan yazışmalar (WhatsApp mesajları dâhil), ihtarnameler ve tanık beyanları. Yargıtay'ın güncel yaklaşımı, "kirayı elden ödedim" savunmasının tek başına yeterli olmadığı, ödemenin belgeyle ispatlanması gerektiği yönündedir.
Adım 4: İcra Aşaması
Tahliye kararının icrası için kararın kesinleşmesi beklenmez. Karar sonrası ev sahibi ilamlı icra takibi başlatır; icra dairesi kiracıya taşınmazı boşaltması için icra emri tebliğ eder ve kanunda öngörülen süre içinde tahliye gerçekleşmezse zorla tahliye yapılır.
İcra Yoluyla Tahliye: Daha Hızlı Ama Sınırlı Bir Yol
İcra ve İflas Kanunu, mahkeme kararı beklemeden iki durumda doğrudan icra dairesi üzerinden tahliye imkânı tanır.
Temerrüt nedeniyle tahliye (İİK m. 269): Kira borcunu ödemeyen kiracıya "Örnek No: 13" ödeme emri gönderilir. Bu emirde kiracıya yedi gün içinde itiraz ve otuz gün içinde ödeme hakkı tanınır. Kiracı otuz gün içinde borcu öderse tahliye talebi düşer; ödeme, icra dairesine yapılabileceği gibi doğrudan kiraya verene de yapılabilir — bu durumda ödemenin belgelenmesi kritik önem taşır. İtiraz edilmez ve ödeme de yapılmazsa takip kesinleşir.
Tahliye taahhüdüne dayalı takip (İİK m. 272): Geçerli bir tahliye taahhüdü varsa, taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra dairesine başvurularak tahliye emri gönderilir. Kiracının yedi gün içinde itiraz hakkı vardır. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve tahliye gerçekleşir. İmzaya itiraz edilecekse bunun ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir; aksi hâlde imza kabul edilmiş sayılır.
İhtiyaç, yeni malik gereksinimi gibi diğer sebeplere dayalı tahliye talepleri icra yoluyla ileri sürülemez; bu hâllerde mutlaka dava açılması gerekir.
Kiracının Elindeki Koruyucu Haklar
Yeniden kiralama yasağı (TBK m. 355). Bu, uygulamada en az bilinen ama en güçlü kiracı hakkıdır. İhtiyaç nedeniyle tahliye ettiren kiraya veren, haklı sebep olmaksızın taşınmazı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa veya imar amacıyla boşaltılan taşınmaz da, eski hâliyle üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Yeniden inşa hâlinde eski kiracının, yeni durumdaki taşınmazı öncelikle kiralama hakkı vardır.
Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. Tahliye sonrasında evinizin kısa süre içinde başkasına kiralandığını fark ederseniz, ilan siteleri üzerinden ekran görüntüsü almak ve tapu-kayıt araştırması yapmak yerinde olur.
Kira artışına karşı koruma. Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış, bir önceki kira yılındaki TÜFE'nin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. 2022'de getirilen %25'lik geçici tavan 1 Temmuz 2024 itibarıyla sona ermiş, artış tamamen TÜFE'ye endeksli hâle gelmiştir. Örneğin Temmuz 2026'da yenilenen sözleşmelerde uygulanabilecek azami oran %32,03'tür. Sözleşmede daha düşük bir oran kararlaştırılmışsa düşük oran geçerlidir.
Bu sınırın üzerinde bir artışı kabul etmemeniz tahliye sebebi oluşturmaz. Ancak dikkatli olun: ödemeyi tamamen durdurmak temerrüde düşmenize yol açar. Doğru yaklaşım, yasal orana göre hesapladığınız tutarı düzenli olarak ödemeye devam etmektir.
Depozito güvencesi (TBK m. 342). Güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz. Para olarak verilen güvence, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere bankada vadeli hesaba yatırılmalıdır.
Ayıptan sorumluluk (TBK m. 301 vd.). Kiralananın kullanıma elverişli hâlde bulundurulması kiraya verenin borcudur. Kombi, çatı, ana tesisat gibi yapısal arızalar kiraya verene aittir; kiracı bildirime rağmen giderilmeyen ayıpları giderip masrafı kira bedelinden mahsup edebilir.
Kiracıların En Sık Yaptığı Beş Hata
İhtarnameyi ciddiye almamak. Süreler tebliğ tarihinden itibaren işler ve büyük çoğunluğu hak düşürücü niteliktedir.
Kirayı elden ödemek. Ödeme ispatı kiracıya aittir ve tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez.
Ne olduğunu okumadan belge imzalamak. Sözleşme ekinde imzalanan tahliye taahhütnameleri, yıllar sonra en hızlı tahliye yolunu ev sahibinin eline verir.
Artışı kabul etmediği için ödemeyi tamamen kesmek. Bu, kiracıyı haklı konumdan temerrüde düşen taraf hâline getirir.
Arabuluculuk toplantısına katılmamak. Uzlaşma şansının kaybedilmesinin yanında, süreç boyunca iyi niyetli taraf görünümünü de zedeler.
Size Tahliye Talebi Ulaştıysa Ne Yapmalısınız?
Öncelikle hangi hukuki sebebe dayanıldığını belirleyin; çünkü izlenecek usul ve savunma stratejisi sebebe göre tamamen değişir. Ardından:
Kira sözleşmesinin aslını, tüm eklerini ve varsa imzaladığınız taahhütnameleri bir araya getirin.
Ödeme geçmişinizi banka dekontlarıyla çıkarın.
Ev sahibiyle yapılan tüm yazışmaları (mesajlar dâhil) tarihli biçimde saklayın.
İhtarnamenin tebliğ tarihini not edin ve süreleri hesaplayın.
Ödemelerinizi kesintisiz sürdürün.
Tahliye süreçlerinde belirleyici olan, çoğu zaman tarafların haklılığı değil; usule ve süreye uyulup uyulmadığıdır. Ev sahibinin bir aylık dava açma süresini kaçırması, ihtarnameyi usulsüz tebliğ ettirmesi veya arabuluculuğa başvurmadan dava açması, esasen haklı bir talebi dahi sonuçsuz bırakabilir. Aynı şekilde kiracının süresi içinde itiraz etmemesi, hiçbir yasal dayanağı olmayan bir tahliyeyi kesinleştirebilir.
Bu nedenle, tahliye talebiyle karşılaştığınızda süreci beklemeye almadan, elinizdeki belgelerle birlikte kira hukuku alanında çalışan bir avukata başvurmanız, hak kaybının önlenmesi açısından en doğru adımdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ev sahibim evi sattı, çıkmak zorunda mıyım? Hayır. Kira sözleşmesi yeni malikle aynı koşullarda devam eder. Yeni malik ancak kendisi veya kanunda sayılan yakınları için gerçek bir konut/iş yeri ihtiyacını ispatlayarak ve TBK m. 351'deki süre ve bildirim şartlarına uyarak tahliye davası açabilir.
Kira sözleşmem bitti ama yenilemedik, durumum ne? Sözleşme kendiliğinden aynı koşullarla bir yıl uzamıştır. Yazılı sözleşme bulunmaması kiracılık ilişkisini ortadan kaldırmaz.
On yılı doldurdum, ev sahibim otomatik olarak çıkarabilir mi? Hayır. On yıllık uzama süresinin dolması ev sahibine bildirimle fesih hakkı verir, ancak bunun için her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirim yapılması ve kiracı çıkmazsa dava açılması gerekir.
Tahliye taahhütnamesi imzaladım, hiç şansım yok mu? Belgenin geçerliliği katı şekil şartlarına bağlıdır. Taahhüdün teslimden önce alınmış olması, tahliye tarihinin belirsizliği, imzanın kiracıya ait olmaması, bir aylık başvuru süresinin kaçırılması veya aile konutu itirazı gibi hususlar belgenin işlevsiz kalmasına yol açabilir.
Tahliye davası ne kadar sürer? İcra yoluyla ve itirazsız ilerleyen süreçler birkaç ay içinde sonuçlanabilirken, itiraz edilen veya dava yoluna giden süreçler bilirkişi incelemesi ve istinaf aşamasıyla birlikte bir ilâ iki yıla ulaşabilmektedir.
Tahliye kararı verilirse taşınmak için ne kadar sürem olur? Karar sonrası ilamlı icra takibi başlatılır ve icra emriyle taşınmazı boşaltmanız için süre verilir. Bu süre içinde tahliye gerçekleşmezse icra müdürlüğü zorla tahliye işlemi yapar.
Related Blogs



